contador valverde sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
contador valverde sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

15 Haziran 2009 Pazartesi

Dauphine Libere 2009 - Alejandro Valverde ve Cadel Evans

Tour de France öncesi en önemli hazırlık turu olarak görülen Dauphine Libere'yi geride bıraktık. Tur geçen sene olduğu gibi, bu sene de Valverde ile Evans arasında geçti. Neler olup bittiğine buradan göz atabilirsiniz. İki bisikletçiyi Numaraiki'de mercek altına alalım.

Alejandro Valverde (Sarı Mayo):

Bu sene de başardı. Geçen senenin galibi İspanyol Alejandro Valverde (Team Caisse d’ Epargne) bu sene de genel klasman birincisi oldu. Valverde, 5. etapta yaptığı kaçış ile Cadel Evans'dan sarı mayoyu aldı ve üstüne bir daha kapanmayacak olan 16 saniyelik fark açtı. Valverde bu başarısını kendi performansı dışında çok sayıda başka bisikletçiye de borçlu:

1) Öncelikle kendi takımına... Team Caisse d'Epargne ana grubu sürekli tek başına kontrol etti. Tempoyu da sürekli düşük tutmayı başardı. Öyle ki 6, 7 ve 8. etapları sürekli ana gruptan kaçan, ama klasmanda Valverde'yi tehdit etmeyen bisikletçiler kazandı. (Tour de France'da da göreceksiniz ki genelde sürüden ayrılanı kurt kapıyor.)

2) Team Liquigas'dan Sylvester Szymd'e... Valverde 5. etapta kaçarken, asıl görevi kaptanı Ivan Basso'ya yardım etmek olan Szymd'i de beraberinde götürdü. Peki Polonyalı bisikletçi, başka bir takım bisikletçisine neden hem rüzgar boşluğunu hem de psikolojik desteğini esirgemedi: Valverde'nin teklifi... Anlaşmaya göre Valverde sarı mayoyu alacak farkı açacak, ama etabı Szymd kazanacaktı. Kariyerinde bir etap birinciliği olmayan bir bisikletçi için kabul edilebilir bir teklif. Hatta Szymd son metrelerde heyecandan vites hatası yapınca, Valverde anlaşmaya yine de sadık kalıp taşıyıcısını bekledi ve öne geçmesine izin verdi. Bisiklet sporunun yazılı olmayan kuralları işledi. İkisi de bir tebriği hakediyor. Aklım Giro'ya gidiyor. Lider Dennis Menchov'u kovalayan Danilo Di Luca, Team Liquigas'ın kendisine hiç yardım etmemesinden şikayetçiydi. Valverde gösterdi ki yardım istenmez, alınır.

3) Team Astana'dan Alberto Contador'a... Son iki etap, genel klasman ikincisi Cadel Evans yaklaşık 20 kere kaçmayı denedi. Her seferinde Contador arka tekerleğine yapıştı, Valverde'yi de arkasında taşıdı. Tour de France'dan başka bir şey düsünmeyen, Valverde kaçtığında Evans'a yardım etmeyen, ama Evans kaçınca arkasına yapışan İspanyol bunu milli duygularla yapmış olabilir. Ya da Evans kaçarken kendini Tour de France lideri olarak hayal edip, "Birileri kaçarsa iste böyle yapışacağım" dedi içinden. Evans'ın artık umutlarının ve gücünün tükendiği son kilometrelerde Valverde'nin teşekkür anlamında Contador'un sırtını sıvazlaması da, sarı mayonun kimseye teşekkür borcunu unutmadığını gösterdi.


* İki sene üst üste Dauphine Libere zaferi... Alejandro Valverde Tour de France'a katılamayacak. Nedeni, karıştığı doping olayları yüzünden İtalya'da şu an bisiklet sürmesinin yasak olması. (Tour de France bu sene İtalya'dan da geçecek.)


Cadel Evans (Yeşil Mayo - Genel Klasman İkincisi):

Avustralyalı bisikletçi bireysel zaman etaplarında açtığı farkı, Mont Ventoux'da birden kaybedince büyük hayal kırıklığına uğramış olsa gerek. Ardından ne yaptıysa İspanyol ortaklığıyla baş edemedi. Evans bu sonuçla 3 yıl art arda Dauphine Libere'de ikinci olmuş durumda. Kariyerinde bir de Tour de France ikinciliği var. Özlenen zaferi tekrar Tour de France'da arayacak.


* Yaptığı atakları Contador ve Valverde'yi taşımaktan başka bir işe yaramayan Cadel Evans'ı sıkıntı bastığını tahmin etmek zor değil. Eurosport spikerleri onu gönüllerin şampiyonu ilan etti.


Eğer Cadel Evans ile ilgili bir sempati oluşmasına sebep olduysam, o sempatiyi yıkmak da yine bana düşer. İzleyiniz:



Eurosport'ta kalın...

12 Mart 2010 Cuma

Bisiklet Geyikleri...


Bisikleti özlemişiz, çok açık. Katar ya da Algarve gibi turlar aylar boyunca duyduğunuz o büyük özlemi sadece biraz dindiriyor ama Paris - Nice arkasından da Tirreno - Adriatico izleyince dünyanın en şahane insanı oluyorsunuz. Kişisel bir not belki ama, şu dünyada beni zirve finişi olan bir bisiklet etabı izlerkenki kadar mutlu yapan başka hiçbir şey yok. Asosyalliğin kısa tarihi.

Alberto Contador mesaj verdi, bu da çok açık. Bu blog okuyucularının çok iyi bildiği üzere "mesaj", Murat Kosova'nın "jest ve mimik"ten sonra en sık başvurduğu kalıptır. Tim Duncan blok koyar, o sadece bir blok değildir, rakip oyunculara verilen 'burası girilmez bölge' mesajını da içeren bir pakettir. Her klişe gibi bu da biraz doğrudur ve Contador'un son atağı için kullanmakta sakınca görmüyorum.


Dördüncü etaptan (Maurs - Mende etabı) bahsediyorum. Son bölümde, işin kızıştığı o noktada, Contador çok rahat bir şekilde atağını yaparken ve yüz ifadesinden anladığımız kadarıyla hiç de zorlanmazken öteki favorilerin tel tel dökülmesi manidar. Frank Schleck ve Levi Leipheimer patladı, iki Sanchez biraz geride kaldı, bir tek Alejandro Valverde kendi meşrebince bir cevap verdi denilebilir, Joaquin Rodriguez'in de katkısıyla güzel güzel takip ettiler Conta'yı. (Lakabı El Pistolero biliyorum ama ben Conta diye sesleniyorum kendisine, hiç de sevmem halbuse.)

İlginç bir nokta da, Contador tüm büyük sporcular gibi, yaptığı işi o kadar kolaymış gibi gösteriyor ki bir yerden sonra ''Ne var canım ben de yapabilirim'' diyeceğiniz geliyor. Oysa kamera az aşağılara gittiğinde 38'lik Jens Voigt'un -ona da kocaman alkış- acı içindeki yüz ifadesini görmek ya da dağlarda bisikletiyle neredeyse yek vücut olan Valverde'yi izlemek tabloyu daha da net hale getiriyor.


İçinde Contador geçen bir yazı yazıyorsanız Lance Armstrong'a da lafı getirmelisiniz bir şekilde. İşin raconu bu. Biz istemesek bile onlar seviyor bunu, son yılların en gözde rekabeti hiç kuşkusuz. Murcia'daki vasat performansı sonrası hafif hafif eleştiriler alan ''Tanrım'' Lance, El Pais'e yaptığı, L'Equipe'in altıntıladığı, bizim de L'Equipe'ten çaldığımız açıklamalarında ''Ben 38 yaşındayım, Alberto ise 27'lik çıtır delikanlı. Her sene kendini geliştiriyor. Ben bunu görüyorum, herkes bunu görüyor, Alberto bunu görüyor. 2010 zorlu bir sene olacak'' diyerek tevazunun dibine vurdu. (Şair, burada blogu okuyan genç kızlara sesleniyor, "L'Equipe'ten de çeviri yapabiliyorum" diyor.)

Tevazu dedik ama Lance'in burada gizliden gizliye bir taktik uyguladığını söyleyenler de olmadı değil, oldular, zaten Lance insanlar üzerinde öyle bir intiba bırakmış ki ne söylerse söylesin insanlar bir bit yeniği arıyor. "Burn After Reading" gibi azizim, komplo içinde komplo.



Bundan gayrı, bir de Peter Sagan vakası var ki üzerine ne yazsak boş. Adam 90'lı, benden sadece bir yaş büyük ve ben oturup televizyon izlerken o gidip Paris - Nice'te iki tane etap birden kazanabiliyor. Tebrikler diyoruz ve üzerine daha sonra başka bir yazıda eğilmenin sözünü veriyoruz. ''Bisikletçinin Bir Genç Adam Olarak Portresi'' olur başlık da.

Yarın en önemli etap koşulacak belki de Paris - Nice'te. Televizyon başında olmanızı salık veriyorum. (Salık vermek, tavsiye etmekten daha güzel.) Özellikle birinci kategoriden tırmanışların şahı olan Col de Vence (9.7 km sürüyor, eğim 6,6%) hakikaten çok keyifli olacak. Bunun dışında istemediğiniz kadar ikinci ve üçüncü kategoriden tırmanış var. Kaçanlar, uçanlar, dökülenler ve Contador, Paris Nice'te sizi bekliyor olacak. Rodriguez'den bir sürpriz bekliyorum. Janez Brajkovic'e de ''Biraz kendini göster be abi'' diyorum. Arayı soğutmayalım.

5 Haziran 2009 Cuma

2009 Critérium du Dauphiné Libéré (7-14 Haziran) - Tour de France Öncesi En Önemli Antrenman


Giro d'Italia sonrası, Tour de France öncesine gelen döneme (yani haziran ayına) girmiş bulunmaktayız. Takımlar Tour hazırlıklarını tam gaz sürdürüyor. Bu dönem içerisinde Tour de France antrenmanı olarak görülen iki prestijli yarıştan biri Critérium de Dauphiné Libéré, diğeri ise Tour de Suisse. Fakat her ne kadar Tour de Suisse, İsviçre gibi bisiklet sporunda söz sahibi bir ülkeye mal olmuş olsa da, Tour de France'ı kazanmak isteyen tırmanıcılar hazırlık olarak Dauphiné Libéré'yi tercih eder. Nedeni çok basit. Dauphiné Libéré, Tour de France'a hem karakteristik olarak benziyor, hem de ortak etaplar içeriyor. Bir bakıma maç sahasında yapılan son idman. Miguel Indurain, Lance Armstrong gibi efsanelerin kariyerlerinde aynı yıl hem Dauphiné Libéré hem de Tour de France'ı kazanmış olmaları da bu tezi güçlendiriyor. Bu yüzden olsa gerek ki, Eurosport tarih olarak kısmen çakışan bu iki tur arasında seçimini Dauphiné Libéré'den yana kullanıyor.

Dauphiné Libéré'yi 7-14 Haziran arasında Eurosport'da izleyebilirsiniz.


Prologue: NANCY > NANCY > 12.10 km

Etape 2: NANCY > DIJON > 228.00 km

Etape 3: TOURNUS > SAINT-ÉTIENNE > 182.00 km

Etape 4: BOURG-LES-VALENCE > VALENCE > 42.40 km

Etape 5: VALENCE > LE MONT VENTOUX > 154.00 km

Etape 6: GAP > BRIANCON > 106.00 km

Etape 7: BRIANCON > SAINT-FRANCOIS-LONGCHAMP > 157.00 km

Etape 8: FAVERGES > GRENOBLE > 146.00 km

Bir haftalık bu manzara ve spor şölenine birlikte hazırlanalım istedim.

Öncelikle belirtelim, Kazak sponsorları yüzünden nakit sıkıntısına giren ve lisansını kaybetmesi gündeme gelen Team Astana, 2009 Dauphiné Libéré'e katılacak. Finansal sorunlar bir süreliğine ertelenmiş gözüküyor.Takımın Giro d'Italia'daki en başarılı bisikletçisi Lewi Leipheimer bu tura katılmazken, 2007 Tour de France ve 2008 Giro d'Italia galibi Alberto Contador, Astana'nın kaptanlığını yapacak. Contador'u elbette bu turun favorileri arasında gösterebiliriz. Dauphiné Libéré'yi iki kez kazanan Lance Armstrong da bu turda yer almayacak. Böylelikle sene başında basının deşmeye çalıştığı "Contador ve Armstrong arasında patron kim olacak" sorusuna bu turda bir cevap alamayacağız.

* Kariyerine Tour ve Giro zaferleri sığdıran Contador, Team Astana'nın Dauphine'deki en büyük kozu.

Team Liquigas'dan Ivan Basso son dakika kararıyla Dauphiné Libéré'de yarışmaya karar verdi. Basso oldukça formda olmasına rağmen Giro'da bir etap zaferine veya podyuma ulaşamamıştı. Basso burada artık öne çıkmayı deneyecektir.

* Giro'da dağ etaplarının yeteri kadar zor olmadığından şikayet eden Basso, Dauphine'de aradığı eğimi bulacaktır.

Geçen yılın galibi Team Caisse d'Epargne bisikletçisi Alejandro Valverde de kuşkusuz dikkat edilmesi gereken isimler arasında. Vuelta a Cataluna'yı da kazanan İspanyol bisikletçi çok uzun tırmanışlardan hoşlanmasa da, şu an formunda gözüküyor. Team Caisse d'Epargne'nin bir başka kozu da, bu seneki Paris-Nice'in galibi Luis Leon Sanchez.

* Geçen sene Dauphine'de en iyi vakit geçiren isim kuşkusuz ki Valverde'ydi.


Sprinterlere göz attığımızda ise çok fazla isimle karşılaşamıyoruz. Zorlu tırmanış etapları ve sadece iki sprint finish içeren Dauphiné Libéré'ye takımlar tırmanıcı ağırlıklı kadrolarla katılıyorlar. Takımı Team Quick-Step'te kadro dışı bırakılan ve Tour de France'a katılmamasına kesin gözüyle bakılan, son zamanların kokain suçlusu Tom Boonen burada göze çarpan ilk isim. Belçikalı sprinter burada şansını deneyerek içinde bulunduğu düşüşü biraz olsun yavaşlatmaya çalışacak.

* Önce alkollüyken aşırı hızdan ehliyeti kaptırma, ardından kokain... Tour de France'a da katılamayacak olan Belçikalı sprinter, en azından Dauphine'de geçmişine bir set çekmek zorunda.

Tour de France için en büyük hazırlık olan Dauphiné Libéré'yi takip etmek isteyenlere, 7-14 Haziran arasında Eurosport ve Numaraiki'ye göz atmalarını tavsiye ederiz.

Yeni Yazıhane Diyorsak...

Bir yılı geride bıraktığımız gibi soluğu yeni tasarımda aldık. Kubilay Kahveci'nin yeni oyuncakları için buradan yakın. Yazıhan...